Van Kalesi - Tuşpa

➥ Van Kale Yazıtları ➥ Eski Van Şehri Yazıtları

Tuşpa, Urartu Krallığı’nın başkenti olup Van Gölü kıyısında yükselen kayalık bir tepe üzerinde ve çevresinde kurulmuştur. Günümüzdeki Van kent merkezinin yaklaşık 5 km batısında yer alan yerleşim, genel olarak Van Kalesi adıyla bilinir. Yerleşim; doğu-batı doğrultusunda uzanan, 1350 metre uzunluğunda ve 70–80 metre genişliğindeki bir tepenin üzerinde kurulmuş kaleden ve bu kaleyi çevreleyen aşağı kentten oluşur. Arkeolojik kanıtlar, alandaki yerleşimin MÖ 3. binyıla kadar uzandığını göstermektedir. Aşağı kentteki yerleşim (eski Van şehri), 20. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. Urartu kalesi, MÖ 9. yüzyılın ortalarında Kral I. Sarduri tarafından kurulmuştur. Urartu yazıtlarında Tuşpa olarak geçen kent, Urartu tanrıçası Tuşpuea ile ilişkilendirilebilir. Günümüzde kullanılan Van adının ise Urartuların kendileri ve ülkeleri için kullandıkları Biainili veya Biane adından türediği düşünülmektedir.

Kentteki ilk modern araştırmalar, 1827 yılında F. E. Schulz tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunu izleyen dönemde, özellikle 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında bölge, çok sayıda yabancı araştırmacının ilgisini çekmiştir. 1959’dan sonra kazılar çoğunlukla yerel araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Van Kalesi’nin içinde kraliyet mezarları, kutsal alanlar, tapınak ve saray yapılarının kalıntıları ile kayalara işlenmiş çok sayıda Urartu yazıtı bulunmaktadır. Kale ve iç kale, yüksek surlarla çevrilidir; ayrıca tepenin doğu ve batı yamaçlarına oyulmuş iki büyük hendekle daha da güçlendirilmiştir. Tepenin güney tarafı sarp kayalıklar nedeniyle geçilemez durumdayken, daha az eğimli kuzey tarafı teraslar hâlinde alçalmaktadır. Kaleye kuzeybatıdaki rampalı bir yoldan ulaşılır. Urartu dönemine ait surlar, ana kayanın yapısına uyacak şekilde inşa edilmiştir. Günümüzde görülebilen surlar arasında Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eklemeler de bulunmaktadır. Temel seviyesinde günümüze ulaşan saray ve tapınak kalıntılarıyla karşılaştırıldığında, kayalara oyulmuş kutsal alanlar ve mezarlar daha sağlam biçimde korunmuştur.

Sarduri Kulesi (Sardursburg – Sardurburcu)

Kalenin en batı ucunda yer alan bu dikdörtgen yapı, yaklaşık 47 × 12 metre ölçülerindedir. Günümüzde yalnızca 4 metre yüksekliğindeki temelleri korunmuştur. Sardursburg (Sardur Kulesi) veya Madırburç olarak bilinen yapının doğu ve batı yüzlerinde, Urartu Krallığı’nın kurucusu I. Sarduri tarafından inşa edildiğini belirten birbirinin aynısı yazıtlar (A 1-1A-F) bulunmaktadır. Tuşpa’daki bilinen en eski kraliyet yapısıdır.

İlk dönem araştırmacılarından Lehmann-Haupt yapıyı “burg/kule” olarak tanımlamış ve literatürde de yaygın olarak bu şekilde anılmış olsa da yapının kesin işlevi belirsizliğini korumaktadır. Çeşitli araştırmacılar, yapının bir tahkimat unsuru, bir saray veya tapınağın temeli, hatta antik dönemde göl kıyısının kale tepesinin yamaçlarına kadar uzandığı dönemde bir rıhtım ya da dalgakıran olarak kullanılmış olabileceğini öne sürmüştür. Yakın dönemde elde edilen bulgular, Sardur Kulesi’nin üç evrede inşa edildiğini ve hem kaleye giriş kapısı hem de bir tahkimat unsuru olarak işlev gördüğünü göstermektedir.

Kaya Mezarları

Van Kalesi’nde tamamı doğrudan ana kayaya oyularak yapılmış sekiz kaya mezarı bulunmaktadır. İç Kale Mezarı dışında mezarların tümü, güneydeki sarp kaya yüzeyi boyunca yer almakta ve güneye bakan girişlere sahiptir. I. Argişti Mezarı dışında, mezarların hiçbirinde kime ait olduklarını belirten yazıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte, tipolojik ve mimari özelliklerine dayanılarak genellikle Urartu kraliyet ailesine veya yönetici seçkinlere ait oldukları kabul edilmektedir.

I. Argişti Mezarı (Horhor Mağarası)

Van Kalesi’ndeki mezarların en batıda yer alanıdır. Batı Hendeği’nin yaklaşık 150 metre batısında, ana kayanın güney yüzüne oyulmuştur. Mezara, uçurumun tepesinden girişe kadar kayaya oyulmuş bir merdiven aracılığıyla ulaşılır. Giriş cephesini kaplayan belirgin bir yazıt (A 8-3), mezarın Minua’nın oğlu I. Argişti’ye ait olduğunu belirtir. Böylece bu mezar, sahibi kesin olarak bilinen tek mezardır. Mezarın olduğu kayalığın dibindeki bulunan su kaynağı, buradan akan suyun çıkardığı gürültü nedeniyle Horhor Çeşmesi olarak adlandırıldığı için hemen üstünde yer alan bu kaya mezarı da literatürde Horhor Mezarı veya Horhor Mağarası olarak anılmaktadır. Merdivenler ve giriş duvarı boyunca sekiz sütun hâlinde düzenlenmiş kapsamlı yazıt, I. Argişti’nin askerî ve siyasi başarılarını anlatır.

Mezar, düz tavanlı ve 62 m² alan kaplayan dikdörtgen bir ana odadan ve beş yan odadan oluşur: kuzeyde iki, doğuda bir ve batıda birbiriyle bağlantılı iki oda. Oda duvarlarında toplam 34 niş bulunmaktadır.

Küçük Horhor Mağarası

I. Argişti Mezarı’nın hemen altında yer alan bu mezara, ana kayaya oyulmuş yirmi basamaklı dar bir merdivenle ulaşılır. I. Argişti Mezarı’ndan daha geç bir tarihte inşa edildiği açıkça anlaşılmakla birlikte, mezarın kime ait olduğu bilinmemektedir. Mezar yalnızca 38 m² büyüklüğünde dikdörtgen bir odadan oluşur. Arka duvara dört büyük niş oyulmuştur.

Neft Kuyu Mezarı

İç kalenin hemen altında, güneydoğu ucunda yer alır. Mezar, Osmanlı döneminde yağ depolamak amacıyla kullanıldığı bildirildiği için Neft Kuyu adını almıştır. Bazı araştırmacılar burayı kale içerisindeki en eski anıtsal mezar olarak değerlendirmekte ve I. Sarduri’ye atfetmektedir. Konumu ve 20 metre genişliğindeki görkemli cephesi nedeniyle kalenin görsel açıdan en dikkat çekici mezarıdır ve uzak mesafelerden dahi görülebilir.

Bu noktadaki ana kaya, mezarı ve önündeki 140 m² büyüklüğündeki törensel platformu oluşturmak üzere kapsamlı biçimde oyulmuştur. Platformun muhtemelen dini törenler için kullanıldığı düşünülmektedir. Güneye bakan mezar, birden fazla odadan oluşur. 3,5 metre yüksekliğindeki bir kapıdan girilen yaklaşık 90 m² büyüklüğündeki ana salonun tavanı beşik tonozludur ve 7,5 metre yüksekliğe ulaşır. Kuzey duvarına iki oda bitişirken, doğu ve batı duvarlarının her birinde birer oda bulunur. Kuzeydeki odalarda işçilik belirgin biçimde daha özenlidir. Mezarın sahibine ait lahitin bir zamanlar sol taraftaki odadaki bir niş üzerinde bulunduğu öne sürülmüştür. Doğudaki odanın ise tamamlanmadan bırakıldığı anlaşılmaktadır.

İç Kale Mezarı

Bu mezar, Neft Kuyu Mezarı’nın önündeki törensel platformun batısında, kaya yüzeyine oyulmuştur. Doğuya bakan girişi, onu Van Kalesi’ndeki diğer mezarlardan ayırır. Neft Kuyu Mezarı’na kıyasla daha fazla aşınmış olmakla birlikte, daha sonraki bir tarihte inşa edilmiş olabilir.

Kurucular Mezarı olarak da bilinen bu yapı için 19. yüzyılın ilk araştırmacıları, varsayılan eskiliğine dayanarak kalenin kurucularına ait olduğunu öne sürmüşlerdir. Dış kısmın doğal nedenlerle tahribata uğradığı anlaşılmaktadır. Mezar, her iki yanında yan odalar bulunan art arda iki salondan ve bunların arkasındaki bir gömü odasından oluşur.

Sevin’e göre, inşa sırasında meydana gelen yapısal hasar ilk salonun terk edilmesine ve arkasında ikinci bir salonun açılmasına neden olmuştur. Tarhan ise mezarın, krallığı bir süre birlikte yönettiği bilinen Minua ve oğlu İşpuini için tasarlanmış olabileceğini öne sürmüştür.

Küçük Kaya Mezarı (BD80)

İç Kale ve Neft Kuyu mezarlarının önündeki törensel platformun yaklaşık iki metre altında yer alan bu tek odalı mezarın girişi güneye bakmaktadır. Yan ve arka duvarlara üç büyük niş oyulmuştur. Van Kalesi’ndeki kaya mezarlarının en küçüğüdür.

Arsenal Mezarı

İç Kale Mezarı’nın bulunduğu platformun yaklaşık 30 metre yukarısında yer alan bu mezar, Osmanlı döneminde mühimmat deposu olarak kullanılmış olması nedeniyle Arsenal (Cephanelik) Mezarı olarak adlandırılmıştır. Mimari planı diğer anıtsal mezarlardan farklıdır. Güneye bakan bir kapıdan girilir ve 1 metre uzunluğundaki bir geçit aracılığıyla yaklaşık 20 m² büyüklüğünde kare planlı bir odaya ulaşılır. Batı duvarında, küçük bir odacık bulunur; bu girintinin kuzey duvarından, gömü odası olduğu düşünülen ikinci bir odacığa geçilir. Bu ikinci odacık da kuzey duvarındaki bir geçitle, daha küçük bir üçüncü odacığa bağlanır.

Doğu Mezarı / Doğu Odaları Mezarı

Doğu Hendeği’nin yaklaşık 40–50 metre doğusunda, güneye bakan kaya yüzeyinde yer alan bu mezar, Doğu Odaları olarak da anılır. Mezarın önünde 8 metre genişliğinde bir kaya platformu bulunur ve platforma inen merdivenler ana kayaya oyulmuştur. Giriş, yaklaşık 60 m² büyüklüğünde dikdörtgen planlı bir salona açılır. Salonun düz tavanı 6 metre yüksekliğindedir. Ana salondan üç odaya geçiş vardır: biri arka tarafta, diğer ikisi ise iki yanda yer alır.

Kesinlikle bir kraliyet mezarı olmasına rağmen kime ait olduğu tartışmalıdır. Mezarın II. Sarduri, I. Rusa veya Minua’ya ait olabileceği öne sürülmüştür.

Kremasyon Mezarı

Van Kalesi’ndeki mezarların en doğuda bulunanıdır. Güneye bakan girişine ana kayaya oyulmuş merdivenlerle ulaşılır. Diğer mezarlardan farklı olarak, aşağı kente daha yakın ve daha alçak bir kotta yer alır. Mezar, yaklaşık 20 m² büyüklüğünde tek bir dikdörtgen odadan oluşur. Arka ve yan duvarlar boyunca uzanan yatay nişlerin her birinde, ölünün yakılmış kalıntılarının konulduğu urneleri yerleştirmek için açılmış 78 adet yuvarlak oyuk bulunur. Bu mezar, Urartuların hem inhumasyon (bedenin gömülmesi) hem de kremasyon (ölünün yakılması) uyguladıklarına ilişkin önemli kanıtlar sunmaktadır.

Yeraltı Kaya Mezarı (BG90)

Doğu Hendeği’nin yaklaşık 40 metre doğusunda yer alan bu mezar, ana kayaya yeraltında oyulmuş olması bakımından Van Kalesi’ndeki diğer mezarlardan ayrılır. 2016 yılında gerçekleştirilen kazılar sırasında ortaya çıkarılan mezar, dikey bir giriş geçidi (dromos) ve 5,8 × 3,15 metre ölçülerindeki ana gömü odasından oluşur. Güney ve doğu duvarlarına, ayrıca kuzey duvarının bir bölümüne yaklaşık 50 cm derinliğinde ve 40 cm yüksekliğinde nişler oyulmuştur. Kuzey duvarındaki nişler, muhtemelen ana kayanın sağlam olmaması nedeniyle duvarın tamamı boyunca devam ettirilmemiştir. Plan düzeni, Kremasyon Mezarı’nı andırmaktadır. Bu odanın üzerinde başlangıçta herhangi bir üst yapının bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Kuzey İran’daki benzer mezarlarla yapılan karşılaştırmalar, burada bir zamanlar kayaya oyulmuş bir çatı bulunduğunu, ancak bunun zamanla çökmüş olabileceğini düşündürmektedir.

Asurca Yazıtlı Stel Nişi

Doğu Hendeği’nin doğu yüzünde yer alan bu niş büyük ölçüde tahrip olmuştur. Bununla birlikte, tabanındaki yuva, burada bir zamanlar yazıtlı bir stel bulunduğunu göstermektedir. Nişin yan duvarlarında korunmuş olan parçalı yazıtlar (A 1-2) kısmen okunabilmekte ve görünüşe göre bir kurban sunuları listesinden söz etmektedir. Asurca kaleme alınmış olan bu metin, anıtın I. Sarduri dönemine tarihlendiğini doğrulamakta ve Tuşpa’daki bilinen en eski yazıt ile kutsal alanı temsil etmektedir.

Minua Salonu (Minua Sirşinisi)

Tepenin kuzey yamacının yaklaşık orta kesiminde yer alan bu geniş mekân, doğrudan ana kayaya oyulmuştur. Girişin batısındaki duvarda bulunan bir yazıt (A 5-68), yapının Kral Minua tarafından yaptırıldığını belirtir. Yazıtta yapı Minua Sirşinisi olarak adlandırılır. Metnin bağlamına dayanılarak sirşini terimi “hayvan ağılı” veya “hayvanların barındırıldığı çevrili alan” şeklinde yorumlanmaktadır. Bu yorum, yaklaşık 166 m² büyüklüğündeki bu geniş mekânda tavan yüksekliğinin yalnızca 2,5 metre olmasını da açıklamaktadır. Araştırmacılar, salonun özellikle dinsel amaçlı kurban törenlerinde kullanılacak hayvanları barındırmak amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürmüşlerdir.

Giriş açıklığı 8,5 metre genişliğinde ve 2 metre yüksekliğindedir. Kazılarda, biri girişin hemen önünde, diğeri ise girişin solundaki bir nişin içinde olmak üzere iki ayrı stel yuvası ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca Van Kalesi’nde bulunan ve günümüzde Tiflis Müzesi’nde korunan, üzerinde Urartu dilinde bir yazıt bulunan bir taş blokun da başlangıçta bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir. Bu blok üzerindeki yazıt (A 5-69) sirşini terimini içerir ve Minua Salonu’nun girişindeki kaya yazıtının ilk beş satırıyla aynıdır. Salonun hemen önünde, ana kayadan oyularak oluşturulmuş geniş platformun kurban törenleri öncesinde hazırlıkların yapıldığı bir alan olarak kullanılmış olabileceği düşünülmektedir.

Minua Çeşmesi

Bu su kaynağı, kalenin kuzey eteğinde bulunan doğal bir mağaranın ağzından çıkar. Çeşmeye ait herhangi bir mimari unsur günümüze ulaşmamış olmakla birlikte, kaya yüzeyinin farklı yüksekliklerindeki ayrı panolara işlenmiş, birbirine büyük ölçüde benzeyen üç yazıt, tarmanili olarak adlandırılan bu tesisin Minua tarafından yaptırıldığını göstermektedir (A 5-58). Günümüzde Azerbaycan’da bulunan benzer yazıtlar ve su yapılarıyla yapılan karşılaştırmalı çalışmalar sonucunda araştırmacılar tarmanili terimini “çeşme” veya “kaynak yapısı” olarak yorumlamışlardır. I. Argişti Mezarı’nın altında bulunan Horhor Çeşmesi’nin de Urartu dönemine ait olduğu kazılarla doğrulanmış olmakla birlikte, günümüze kadar bu çeşmeyle ilişkili herhangi bir yazıt tespit edilmemiştir.

Analıkız Kutsal Alanı

Analıkız veya Hazine Kapısı olarak bilinen alan, kalenin kuzeydoğu yamacında yer alır. Yaklaşık 50 metre uzunluğunda ve 13 metre genişliğinde kayaya oyulmuş bir platform ile ana kayaya oyulmuş iki büyük nişten oluşur. Bu adlandırmalar yerel halk tarafından verilmiştir. O. Belli’ye göre Analıkız adı, daha yüksekte yer alan doğu nişinin anneyle, daha alçakta bulunan batı nişinin ise onun kızıyla ilişkilendirildiği yerel bir yoruma dayanmaktadır. Hazine Kapısı adı ise, gizli bir hazineyi sakladığı düşünülen anıtsal kapılara benzeyen nişlerin görünümünden kaynaklanmış olmalıdır.

Kaya platformunun batı tarafı doğu tarafına göre daha derin oyulmuştur. Platformun kuzey, batı ve kısmen güney kenarları boyunca yaklaşık 0,5 metre yüksekliğinde bir kaya sekisi uzanır.

İki nişin içinde başlangıçta, kaideleri uzun bir yazıtla kaplı iki anıtsal stel bulunuyordu. Bu yazıt, Kral II. Sarduri’nin yıllıklarını içermekteydi. Nişlere karşıdan bakıldığında solda, yani doğuda bulunan niş yaklaşık 6,15 metre yüksekliğinde, 2,6 metre genişliğinde ve 2,15 metre derinliğindedir. Bu nişin tabanında 1,5 metre genişliğinde kare biçimli bir oyuk ve bunun merkezinde, bir zamanlar burada duran stelin yerini gösteren derin bir zıvana yuvası bulunur. Burada herhangi bir yazıt ele geçmemiş olsa da eski Van şehrindeki Surp Pogos Kilisesi’nde iki parça hâlinde bulunan çok büyük bir stelin üst bölümü (A 9-1), büyük olasılıkla başlangıçta buradaki stele aitti. Bu stel, II. Sarduri yıllıklarının başlangıcını kaydetmektedir. Daha sonra bulunan küçük bir parça (A 9-2) da aynı stele aittir.

Sağda, yani batıda bulunan ve platformun daha derin kısmında yer alan niş ise 8,1 metre yüksekliğinde, 2,6 metre genişliğinde ve yaklaşık 2,5 metre derinliğindedir. N. Marr ve J. Orbeli tarafından 1916–17 yıllarında gerçekleştirilen ilk kazılar sırasında, büyük bir yazıtlı bazalt stelin alt yarısı ile dikdörtgen biçimli kaidesi bu batı nişinin içinde in situ olarak bulunmuştur (aşağıdaki görsele bkz.). Sonraki yıllarda hem stel hem de kaidesi zarar görmüştür. Günümüzde kaidenin üç büyük parçası nişin önünde, stelin parçaları ise Van Müzesi’nde korunmaktadır. Kral II. Sarduri yıllıklarının devamını içeren yazıt (A 9-3), stelin tüm yüzlerini, kaidenin ön yüzünü, nişin arka duvarını ve üst sol yan duvarını kaplamaktadır.

Araştırmacılara göre Analıkız, kült faaliyetlerinin gerçekleştirildiği bir kutsal alan veya açık hava tapınağıydı. Daha önceki araştırmalarda, kaya platformunda görülen kanalların hayvan kurbanıyla ilgili ritüeller için tasarlanmış olabileceği de öne sürülmüştür. Ancak daha yeni araştırmalar, alanın başlangıçta duvarlarla çevrili olduğunu ve yalnızca kalenin içinden ulaşılabildiğini ileri sürmektedir. Bu yoruma göre kanalların, kaleden getirilen suyu tahliye etmek amacıyla yapılmış olması muhtemeldir.


Kaynaklar:
Bachmann, W. 1913. Kirchen und Moscheen in Armenien und Kurdistan, Leipzig.
Belli, O. 2017. “I. Dünya Savaşı Sırasında Rusların Van Kalesi’nde Yapmış Olduğu Arkeolojik Kazılar ve Rusya’ya Kaçırılan Tarihi Eserler,” Türk Tarih Kurumu Yayınları, VIII – 21/2, 475–494.
Deyrolle, M.T. 1875/76. “Voyage Dans Le Lazistan et l’Arménie,” Le Tour Du Monde, Nouveau fournal des Voyages I, 369–416.
Genç, B. 2025. “The Archaeology, Description, and Possible Functions of the Monumental Memory of Ṭušpa, Analıkız,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 368–394.
Genç, B., K. Işık, A. Tan, H. Tümer. 2025. “The Siršini of Ṭušpa,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 267–279.
Genç, B. ve E. Konyar. 2019. “Van Kalesi Analıkız Yapısı: İşlev ve Kronolojisine Dair Bir Değerlendirme,” Anadolu Araştırmaları, 22, 1–23.
Genç, B., A. Tan, C. Avcı, R. G. Akgün. 2025. “The Ṭušpa-Horhor Fountain,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 395–404.
Konyar, E. 2019. “A New Rock-Cut Tomb in Van Fortress/Tuspa,” Over the Mountains and Far Away (Fs Salvini), ed. P. V. Avetisyan, R. Dan, Y. H. Grekyan, Oxford, 307–311.
Konyar, E. 2021. “Urartian Funerary Architecture,” Archaeology and History of Urartu (Biainili), ed. G. R. Tsetskhladze, Colloquia Antiqua 28, Leuven, 205–260.
Konyar, E. 2025. “Historical Topography of the Van Fortress,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 85–113.
Konyar, E., C. Avcı, B. Genç, A. Tan. 2013. “Excavations at the Van Fortress, the Mound and the Old City of Van in 2012,” Colloquium Anatolicum 12, 193–210.
Konyar, E., B. Genç, C. Avcı, R. G. Akgün. 2015. “Van Kalesi / Tuşpa Horhor Çeşmesi,” Colloquium Anatolicum 14, 66–75.
Konyar, E., B. Genç C. Avcı, A. Tan. 2019. “Excavations at the Old City, Fortress, and Mound of Van: Work in 2018,” Anatolia Antiqua 28, 167–181.
Konyar, E. ve B. Genç. 2025. “Buried in the Rock: The Royal Tombs of Ṭušpa,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 302–367.
Konyar, E. ve B. Genç. 2025. “Ṭušpa from Dream to Reality: Pilgrims, Travelers, and Early Research,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 13–50.
Konyar, E., B. Genç, A. Tan. 2018 “Tuşpa Sitadeli’nden Yeni Bir Kaya Mezarı: BG 90,” Colloquium Anatolicum 17, 211–220.
Marr, N. Y. ve Orbeli, I. A. 1922. Archeologiceskaja ekspedicija 1916 goda v Van, Russkoe Archeologiöeskoe Obscestvo, St. Petersburg.
Salvini, M. 2006. Urartu Tarihi ve Kültürü, çev. B. Aksoy, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul.
Salvini, M. 2021. “The Written Documents of Ṭušpa, the Capital of Urartu,” Archaeology and History of Urartu (Biainili), ed. G. R. Tsetskhladze, Colloquia Antiqua 28, Leuven, 114–211.
Sevin, V. 1987. “Urartu Oda-Mezar Mimarisinin Kökeni Üzerine Bazı Gözlemler,” I. Anatolian Iron Ages Symposium Papers, 24th – 27th April 1984, ed. A. Çilingiroğlu, İzmir, 35–55.
Sevin, V. 2012. Van Kalesi: Urartu Kral Mezarları ve Altıntepe Halk Mezarlığı, İstanbul.
Tan, A. 2025. “The Earliest Royal Building of the Urartian Kingdom: Sardurburç,” Tušpa: The Capital of Urartians, ed. E. Konyar ve B. Genç, CHANE 143, Leiden, 212–251.
Tarhan, M. T. 1994. “Recent Research at the Urartian Capital Tushpa,” Tel Aviv, 21/1 (Iron Age Symposium on Eastern Anatolia: Tel Aviv University Institute of Archaeology 1992): 22–57.
Tarhan, M. T. 2011. “Başkent Tuşpa / The Capital City Tushpa,” Urartu: Doğu’da Değişim / Transformation in the East, ed. K. Köroğlu ve E. Konyar, İstanbul, 286–333.
Tarhan, M. T. 2021. “The Capital City Tushpa/Van Citadel,” Archaeology and History of Urartu (Biainili), ed. G. R. Tsetskhladze, Colloquia Antiqua 28, Leuven, 681–757.
Texier, C. 1842. Description de l’Armenie la Perse et la Mesopotamie–Van, Paris.

Görseller:
C. Texier, 1842
M. T. Deyrolle, 1875/76
W. Bachmann, 1913
N. Y. Marr ve I. A. Orbeli, 1922
M. T. Tarhan, 1994
V. Sevin, 2012
O. Belli, 2017
B. Genç ve E. Konyar, 2019
M. T. Tarhan, 2021
E. Konyar, 2019, 2021
M. Salvini, 2021
Ertuğrul Anıl, 2024
Bora Bilgin, 2024, 2025
Tayfun Bilgin, 2024
E. Konyar, 2025
A. Tan, 2025
B. Genç, 2025
B. Genç, et al., 2025
E. Konyar ve B. Genç, 2025