Kelishin (A 3-11)
Kelishin steli, bir zamanlar İran-Irak sınırında, Uşnaviyeh (Uşnu) ile Revanduz arasındaki yol üzerinde, Kuzey Zagros Dağları’ndaki Kelishin Geçidi’nde özgün taş kaidesi üzerinde durmaktaydı. “Mavi sütun” anlamına gelen “Kel-i-shin” adı, stelin mavimsi diyorit taşına işaret etmektedir. Stelin yüksekliği 175 cm, genişliği 62 cm ve derinliği 31 cm’dir. Kaidesi 130 × 140 cm ölçülerinde ve 36 cm yüksekliğindedir. Stel 1981 yılında Urmiye Müzesi’ne taşınmıştır ve günümüzde hâlâ burada sergilenmektedir. Üstünde, İşpuini ve Minua’nın hükümdarlığı dönemine ait, Urartuca-Asurca iki dilli bir yazıt vardır. Urartuca yazıt doğuya bakan yüzüne, Asurca yazıt ise batıya bakan yüzüne kazınmıştır. Yazıtın içeriği, Urartu hükümdarlarının ulusal tanrı Haldi’nin Ardini kentindeki (Asurca Muṣaṣir) tapınağına gerçekleştirdikleri kült yolculuğunu yüceltmektedir. Ardini/ Muṣaṣir’in, kesin olmamakla birlikle günümüzde Irak’ın Iran sınırındaki Mjesar kenti yakınında olduğu düşünülmektedir.
Transliterasyon:
ön yüz
1 [i-ú d]⸢al⸣-di-ka-a-i ⸢URUar⸣-[di-ni-di]
2 [nu-na-li m]⸢iš-pu⸣-ú-i-ni-ni md⸢sar5⸣-[duri(BÀD)-e-hí]
3 [MAN DAN-NU MAN] ⸢KUR⸣šú-ra-a-ú-e MAN KURbi-⸢a-i-na⸣-[ú-e]
4 [a-lu]-si ⸢URU⸣ṭu-uš-pa-a URU mmì-⸢nu⸣-[a-ni]
5 [miš]-⸢pu-ú-i⸣-ni-hi ia-⸢ra-ni⸣-ni ši-di-iš-⸢tú⸣-[ni?]
6 [ dal]-⸢di-i-e tar⸣-a-i-⸢nu-ú⸣-a-di te-ru-[ú-ni?]
7 ⸢DUB-te⸣ [BÁRA?]-ka-a-i [m]⸢iš-pu-ú⸣-i-⸢ni⸣-[še]
8 [mdsar5]-⸢duri(BÀD)-hi-ni⸣-še ⸢na-hu-ni ú⸣-ri-iš-[hi]
9 [ga-zu]-li ni-ri-bi ga-zu-li na-hu-⸢ni⸣
10 [ÙRI].⸢GALMEŠ⸣ URUDU ⸢na-hu-ni⸣ šá-ni URUDU na-hu-ni ⸢du?⸣-[ni?]
11 [na-hu]-⸢ni⸣ ni-⸢ri⸣-be ⸢tar-a⸣-a-e a-da-⸢ni⸣
12 [te]-⸢ru-ni⸣ d⸢al-di⸣-na KÁ a-ru-⸢ni⸣ dal-⸢di⸣-[e]
13 [e]-⸢ú⸣-ri-⸢i-e⸣ ul-gu-ši-ia-⸢ni⸣ [e-di-ni]
14 [na-hu]-⸢ni⸣ 1 LIM 1 ⸢ME⸣ 12 ⸢GU4⸣MEŠ 9 LIM 20 UDU.MÁŠ-li [x]
15 [UDU].⸢NÍTAMEŠ e?⸣-gu-⸢ru⸣-hí 10 LIM 2 LIM ⸢4 ME 80?⸣
16 [UDU.MÁŠ] GALMEŠ at-qa-na-ni i-ú dal-di-ka-⸢a⸣-[i]
17 [URU]⸢ar-di⸣-ni-di ⸢nu-na⸣-be miš-pu-ú-i-ni-[ni]
18 [md]⸢sar5⸣-duri(BÀD)-e-hí MAN DAN-NU MAN KURšu-ra-a-⸢ú⸣-[e]
19 [MAN KUR]⸢bi-a⸣-i-na-⸢ú⸣-e a-lu-⸢si⸣ URUṭu-⸢uš-pa-a⸣ [URU]
20 [ dal]-di-ni-⸢ni uš-gi⸣-ni ⸢i-na⸣-ni bur-ga-⸢na⸣-[ni]
21 [x]-x-ni-i ⸢uš-la⸣-a-ni ⸢ba⸣-ú-ši-ni-[li]
22 [ha-a-ri]-⸢e⸣-di d⸢al-di-na KÁ⸣ te-ra-⸢a-i-ni⸣-[li]
23 [x x] ⸢na?-hí?⸣ URU⸢ar⸣-di-ni dhal-di-na-ni [KÁ]
24 [ni-ri]-⸢be e⸣-gu-ru-hu ha-i-ni ha-⸢ú?⸣-[x]
25 [x x x]-li ⸢i-ú⸣ i-ú d⸢hal⸣-di-ka-[a-i]
26 [URU]⸢ar⸣-di-ni-di ⸢nu⸣-na-a-⸢li⸣ m⸢iš⸣-pu-ú-i-⸢ni⸣-[ni]
27 [md]⸢sar5⸣-duri(BÀD)-e-⸢hí⸣ mmì-nu-a m⸢iš⸣-pu-ú-i-⸢ni⸣-[hí]
28 [at-qa]-⸢na⸣-di-tu dhal-⸢di⸣-e ni-ri-be ti-ia-i-tú ⸢a⸣-[lu-še]
29 [ni-ri]-be dhal-di-na-ni ⸢KÁ ha⸣-ú-li-i-e ⸢na?⸣-[x-(x)]
30 [áš?]-⸢du?-li-ni a⸣-lu-⸢še a-i⸣-ni-e-i ⸢ú-li⸣-[e-i]
31 [ha-i]-⸢di⸣ [x-x]-ia-me du-li-i-⸢e⸣ x [x (x)]
32 [x-x-x]-x-⸢li-i-ni⸣ a-lu-⸢si-i⸣-na-a-ni x [x]
33 [x x x?]-⸢ta⸣-ni ⸢URU⸣ar-di-ni URU ha-⸢šu⸣-li-⸢i⸣-[e]
34 [ni-ri-be] ⸢ dhal⸣-di-<na>-ni KÁ a-i-še-e-i ⸢ha-i⸣-[di]
35 [a-lu]-⸢še du-li⸣-i-e mì ku-ú-i ⸢ dhal-di⸣-[še]
36 [zi-il]-be ⸢qi-ú⸣-ra-a-e-di ku-lu-di-⸢i⸣-[e]
37 [a-lu]-⸢še⸣ DUB-te i-ni ⸢su⸣-ú-i-du-li-i-⸢e⸣ [i-nu-ka-ni?]
38 [e-si-i]-⸢ni⸣ a-⸢lu⸣-še ip-hu-li-i-e a-⸢lu⸣-še a-⸢i⸣-[ni-e-i]
39 [i-ni]-⸢li⸣ du-li-i-e ti-⸢i-ú⸣-li-i-e ⸢ú-li⸣-[i]
40 [tú]-⸢ri⸣ mì-⸢i d⸣hal-di-iš dIM-še dUTU-še DINGIRMEŠ-⸢še⸣
41 [URUar]-⸢di-ni⸣-ni-na-še zi-⸢li⸣-bi qi-ra-e-di ⸢ku-lu-di⸣-[e]
arka yüz
1 [ki-i ina] ⸢pa-an d⸣hal-di-e ana URUmu-ṣa-[ṣir DU-ú-ni]
2 [miš]-⸢pu⸣-i-ni A m⸢ dsar5⸣-duri(BÀD) MAN GAL-⸢ú MAN⸣ [dan-nu MAN ŠÚ]
3 [MAN KUR]⸢na⸣-i-ri GAR URUṭu-uš-pa-an ⸢URU⸣ [ù?]
4 [mmì]-⸢nu⸣-a DUMU miš-pu-ú-i-⸢ni⸣ pár-⸢rak⸣-[ku]
5 [uš]-ṭu-bu ana dhal-di-e ⸢ina⸣ UGU ⸢GÍR⸣-[ni]
6 [e?-li?]-⸢i-nu⸣ GAR-an ṭup-pu ina IGI pár-⸢rak⸣-[ki]
7 [m]⸢iš⸣-pu-ú-i-ni A mdsar5-[duri(BÀD)]
8 [na-ši] be-le SIG5MEŠ bi–bu ⸢SIG5⸣ na-[ši]
9 [ÙRI].⸢GALMEŠ–ni⸣ šá URUDU na-ši ÚTUL URUDU na-ši [x x?]
10 [na-ši] [bi]-bu ma-ʾa-du-tú tu-ru GAR-an ina mi-[hir]
11 [KÁMEŠ] ⸢šá⸣ dhal–di-⸢e⸣ [i]-⸢ti⸣-din ana dhal-⸢di⸣-[e]
12 [EN] ⸢ana⸣ pu-ut TI.LA-šú ⸢na⸣-[ši 1] ⸢LIM⸣ 1 ⸢ME⸣ 12 ⸢GU4⸣MEŠ
13 [9 LIM] ⸢1 ME 20 UDU.MÁŠ.A?⸣MEŠ ⸢UDU.NÍTA⸣MEŠ pa-áš-⸢ru⸣ [10] ⸢LIM⸣ 2 LIM 4 ⸢ME⸣ [80]
14 [UDU].⸢MÁŠ GAL⸣MEŠ e-qu-te ki-[i] ⸢ina⸣ pa-an dhal-⸢di⸣-[e]
15 [ana URU]mu-ṣa-ṣir DU-an-ni miš–pu-ú-i-ni A mdsar5-⸢BÀD⸣
16 [MAN GAL]-ú ⸢MAN dan⸣-nu MAN ŠÚ ⸢MAN KURna-i⸣-ri GAR URUṭu–uš-pa-[an URU]
17 [ina] ⸢e?⸣-né-⸢e?⸣-ni d[hal]-⸢di⸣-e an–ni–ú x-[x x]
18 [xx]-⸢ši⸣ an-na-te-[ma] ⸢INIM⸣MEŠ ina UGU GÍR-[ni]
19 [ina pa]-⸢an⸣ KÁMEŠ šá dhal–di–e ⸢INIM?⸣MEŠ
20 [šak]-na–te ⸢ina⸣ [URU]mu-ṣa-ṣir TA lìb–bi KÁ[MEŠ]
21 [šá] ⸢ d⸣hal–di-[e] bi–bu ki-i pa-áš-⸢ri ÍL⸣-[ú]
22 [na]-⸢ši⸣ i-du-⸢nu⸣ INIMMEŠ ki-i ina pa-an dhal-⸢di⸣-[e]
23 [ana] ⸢URU⸣mu-⸢ṣa⸣-ṣir il-lik-ú-ni-[ni]
24 [m]⸢iš⸣-pu-ú-i-ni A mdsar5-[duri(BÀD)]
25 [m]⸢mì⸣-nu–a DUMU miš-pu-ú-<i>-⸢ni⸣
26 [a]-⸢na⸣ e-qu-te ú-sa-li-ku bi-⸢bu⸣ šá d[hal–di–e]
27 [iq-ti-bi]-⸢ú ma⸣-a šá bi-bu TA lìb–bi ⸢KÁ⸣MEŠ
28 [šá] [ d]hal-⸢di–e ÍL⸣-ú-[ni]
29 [ú-qi]-li-li ṣi-ʾa-šú ⸢šúm⸣-mu me–ni-⸢me⸣-[ni]
30 [i]-⸢ta⸣-mar ki-i ÍL-ú-[ni]
31 [šúm?]-⸢mu?⸣ ú-pa-za-ar ina [ták]-⸢li-te⸣ [x?]
32 [x-x]-di-nu šá ina lìb-bi URU URU⸢mu-ṣa⸣-[ṣir]
33 [šúm?]-⸢mu?⸣ i-si-me ki-i bi-[bu]
34 [TA] lìb-⸢bi KÁ⸣[MEŠ] šá d[hal]-⸢di⸣-[e]
35 [x i]-⸢ni⸣-[iš]-⸢šú⸣-ni ⸢šúm⸣-mu [i-ta]-mar
36 [dhal-di]-⸢e⸣ [NUMUN]-šú ina UGU KI lu-[x x]
37 [ṭup-pu] an-ni-tu i-da-ʾi-ip-⸢ú⸣-[ni]
38 [TA] ⸢lìb⸣-bi ⸢maš-ka-ni⸣ an-⸢ni⸣-[i]
39 [šá i-hap]-pu-ú-ni ⸢šá a⸣-na me-ni-me-ni i-qa-⸢bi⸣-[ú-ni]
40 [ma-a] ⸢a-lik hi⸣-pi d⸢hal⸣-di-e d[IM?]
41 [ dUTU?] DINGIRMEŠ-ni šá URUmu-ṣa-[ṣir]
42 [NUMUN-šú] ina UGU KI-ti lu-la/li? x x
Çeviri:
Ön yüz (Urartuca)
“(1) Sa[rduri’nin oğlu, güçlü kral], ülkelerin [kralı], Bia ülkelerinin kralı, Tuşpa-Şehri’nin [efe]ndisi İşpuini ve İşpuini’nin oğlu Minua, Tanrı Aldi’nin huzurunda A[rdini] kentine [geldiklerinde], (5) tarainua için Tanrı [Al]di’ye bir tapınak inşa etti[ler?]. Tapınağın önüne [bir yazı]t dikti[ler?]. (7) [Sar]duri’nin oğlu İşpuini, olağanüstü silahlar ve olağanüstü hayvanlar getirdi. (10) Tunçtan [sanc]aklar getirdi, tunçtan bir kap getirdi, bir d[uni(?) ] getirdi; (11) çok sayıda hayvan getirdi (ve) onları Tanrı Aldi’nin kapısına [yerleşt]irdi. (12b) Efendisi Tanrı Aldi için, kendi yaşamı için, kurban (olarak) 1112 öküz, 9020 oğlak ve ayrılmış(?) koç, 12.480 olağanüstü [oğlak get]irdi. (16b) Tanrı Aldi’nin huzurunda, Sarduri’nin oğlu İşpuini, güçlü kral, ülkelerin kralı, Bia ülkelerinin kralı, Tuşpa-[Şehri’nin] efendisi, Ardini [kentine] geldiğinde, (20) Tanrı Aldi’nin lütfu ile bu ağıl(?) . . . [yol]a doğru sözler, Tanrı Aldi’nin kapısına yerleştirildi. (23) [. . .] . . . Ardini kentinde, Tanrı Haldi’nin [kapısı]ndan, . . . ayrılmış(?) [hayva]nları(?) aldı. (25) [. . .] Sarduri’nin oğlu İşpuini (ve) İşpuini’nin [oğlu] Minua, Tanrı Haldi’nin huzurunda Ardini [kentine] geldiklerinde, (28) Tanrı Haldi için hayvanlar [sun]dular (ve) şöyle dediler: ‘Tanrı Aldi’nin kapısından [hayva]nları götüren ve (onları) mülk edinen kişiyi, başka birine [bunları] götürten, . . . efendileriyle . . . yapan kişiyi, (33) . . . Ardini kentinde (bir kimse), bir başkasının Tanrı Haldi’nin kapısından [hayvanları] götürdüğünü duyarsa, (35) bunu yapan kişiyi, Tanrı Haldi’nin [so]yunu yeryüzünden yok etsin. (37) Bu yazıtı [aynı yer]den kaldıran kişiyi, onu yok eden kişiyi, başka birine bu [iş]leri yaptıran ve ‘Git, [yok e]t!’ diyen kişiyi, Tanrı Haldi, Fırtına Tanrısı, Güneş Tanrısı ve Ardini kentinin (bütün) tanrıları, onun soyunu yeryüzünden yok etsin.”
Arka yüz (Asurca)
“(1) Tanrı Haldi’nin huzurun[da], Sarduri’nin oğlu, büyük kral, [güçlü] kr[al, dünyanın kralı], Nairi [ülkesinin kralı], Tuşpa-Şehri’nin valisi [İşp]uini, ve İ[şp]uini’nin oğlu [Mi]nua, Muṣa[ṣir] kentine [geldiğinde, yo]lun üzerinde Tanrı Haldi için bir tapı[nak] sağlamlaştırdılar (ve) tapınağın önüne bir yazıt yerleştirdi. (6) Sar[duri]’nin oğlu İşpuini görkemli silahlar getirdi, iyi hayvanlar getirdi, tunç [sanca]klar getirdi, tunçtan bir kap getirdi, [ . . . ] getirdi, (10) [(ve)] çok sayıda hayvan [getirdi]. Tanrı Haldi’nin [kapısının] önüne bir tūru yerleştirdi. Onları (kendi) yaşamı için, [Efendisi] Tanrı Haldi’ye sundu. (12b) Kurbanlık(?) 1112 öküz, 9120 keçi ve koyun ve sunu(?) için 12.480 büyük oğlak(?) getirdi. (14) Sarduri’nin oğlu İşpuini, [büyük kral], güçlü kral, dünyanın kralı, Nairi ülkelerinin kralı, Tuşpa-[Şehri’nin] valisi, Muṣaṣir’de Tanrı Haldi’nin huzuruna geldiğinde, Tanrı Haldi’nin [lüt]fu(?) ile bu [. . .] yaptı ve bu sözler, Tanrı Haldi’nin kapısının önündeki yol üzerine yerleştirildi. (20b) Muṣaṣir’de, Tanrı Haldi’nin kapısından seçilmiş gibi hayvanlar götürdüler. (22) Sarduri’nin oğlu İşpuini ve İşpuini’nin oğlu Minua, Muṣaṣir ke[ntine] geldiklerinde, Tanrı Haldi için equte kurbanı olarak hayvanlar getirdiler. (27) [Ş]öyle konuştular: ‘Tanrı Haldi’nin kapısından hayvanları götüren, sürüyü azaltan kişiyi, (29b) (veya) herhangi biri (bir başkasının) onları götürdüğünü görür (ve) onları ortaya çıkmaktan gizlerse . . . Muṣaṣir kentinde, (33) bir başkasının Tanrı [Hal]di’nin kapısın[dan] hayvanları götürdüğünü duyarsa, onu görürse, [Tanrı Hald]i onun [soyunu] yeryüzünden [yok etsin]. (37) Bu [yazıtı] yerinden kaldıran kişiyi, onu [kı]ran kişiyi, başka birine (40) ‘Git, yok et!’ diyen kişiyi, Tanrı Haldi, [Fırtına Tanrısı, Güneş Tanrısı] ve Muṣa[ṣir] kentinin (bütün) tanrıları [onun tohumunu] yeryüzünde [dağıtsın].”
Kaynaklar:
Avetisyan, P., R. Dan, Y. H. Grekyan (ed.) 2019. Over the Mountain and Far Away (Fs Salvini), Oxford (s. xv, Şek. 4).
Benedict, W. C. 1961. “The Urartian-Assyrian Inscription of Kelishin,” JAOS 81, 359–385.
Salvini, M. 2008–2018. Corpus dei Testi Urartei, v. 1 ss. 141–144, v. 3 ss. 90–97, v. 5 ss. 71–77.
Salvini, M. 2014. “The Spread of the Cuneiform Culture to the Urartian North (IX–VII Century BCE),” Melammu : The Ancient World in an Age of Globalization, ed. M. J. Geller. Berlin, 299–328 (Şek. 14.13).
eCUT – Electronic Corpus of Urartian Texts (https://oracc.museum.upenn.edu/ecut/Q006896).
CTU A 3-11 = CICh 12 = HchI 9 = UKN 19 = KUKN 30
Görseller:
P. Avetisyan et al., 2009
M. Salvini, 2008, 2014



